16 Ocak 2009

e-bergi

İngilizce computation kavramını karşılamak üzere "tasarlanmış" bir kelime berim. Türkçe'nin bilim dili olabilmesi, yabancı dillerdeki kavramları karşılayabilmesi için pratik bir yolun "kök uydurmak" olduğu fikrinden hareketle uydurulmuş bir kök. Dil bilimciler bütün bu "uydurma" süreci hakkında ne der bilmiyorum ama ben "Yüksek Başarımlı Berim" (bkz. HPC) başlıklı toplantılar gördüğümde hiç kulağım yadırgamadı. Tamamen bir alışkanlık meselesi.

Aslında bir de tercih meselesi, bir konu hakkında konuşurken terimlerin İngilizce karşılığını kullanmaktansa, yaygınlaşmamış ve oturmamış bile olsa Türkçe karşılıklarını kullanmayı tercih ediyorum. Bu konudan rahatsız değilim, birileri sözcüğü anlamasa bile İngilizce sözcüğü kullanıp önce anlamalarını sağlıyorum, sonra konuyu Türkçe sözcükle anlatmaya devam ediyorum. Türkçe terimleri yaygınlaştırmada bu yöntemin işe yaradığını gözlemledim, "komik/garip" Türkçe karşılığı çekindiği için kullanmayanları cesaretlendiren bir davranış olduğunu düşünüyorum.

"Bermek" kökünü adında kullanan bir de sanal yayın var, e-bergi. Odak noktaları özgür yazılım ve bilgisayar bilimleri olan, ancak güncel konular, oyunlar ve biyografilerle birlikte geniş bir yelpazede yazılar içeren bir dergi. Nisan 2007'den beri yayında olduğundan ötürü geniş bir eski sayı arşivi var. Arşive bakmanızı özellikle tavsiye ederim, ilginizi çekebilecek bir konuda yazılmış bir yazı bulabilirsiniz. Siz de bir ucundan tutmak isterseniz önce dergiyi hazırlayan ekiple iletişime geçip bir konu belirledikten sonra e-bergi yazarı olabilirsiniz.

Son olarak, günlüğümdeki bazı yazılar Linux Gezegeni'nde de yayınlanıyor, [[hatta bunu okuyorsanız büyük ihtimalle bir gezegen okuyucusunuz :) ]]. Alper Kanat gezegen hakkında yazmış; demiş ki gezegendeki her şey teknik ve/veya linux ile ilgili olmak zorunda değil. Bu görüşe ben de katılıyorum, Truman Show, BBG evi ya da twitter havasında sürmediği sürece, ortak noktaları Linux ve Özgür Yazılım olan insanların günlüklerindeki diğer konuları da takip etmek ilgimi çekiyor.

3 yorum:

Sevan Nişanyan dedi ki...

Berim sözcüğü Öztürkçede "verim" demek, zamanla b'si düşerek günümüz Türkçesindeki kullanımı verim olmuş. Ber- kökünden türeyen her sözcük için geçerli bu.

Computing de bir yerde birşeyler dönmek demek, siz birşeyi hesaplamak istersiniz ve sonuç olarak birşey alırsınız. Yani ya algoritmanız, ya da makine size birşeyler döner. Birşeyler <<verir>> de diyebiliriz (hmm bir bağlantı kurulabilir mi?)

Bu noktadan hareketle berimin computing'i karşıladığını açıklarken yukarıdaki temeli kullandığınızı söylerseniz en azından gelecek kuşaklar size kendilerine uydurma bir dil bırakmadığınız için teşekkür edecektir.

Yalnızca bir öneri...

Halit Oğuztüzün dedi ki...

"Ber" kökünün eski zamanlara dayandığını (kusura bakılmayacaksa, çok önceden uydurulmuş olduğunu) konunun üstadından duymak güzel.

Çok şükür artık "b" ile "v"yi karıştırmıyoruz. Kitlesel eğitim ve kitlesel iletişim sayesinde olmalı. "Vermek" ile "bermek" arasında ses benzerligine dayalı bir anlam ilişkisi kurmak gereksiz.

Halit Oğuztüzün

Adsız dedi ki...

Mesele tek bir sözcük meselesi değil, alışkanlık meselesidir. Eğer eski sözcüklerden yeni bu şekilde yeni sözcük türetme alışkanlığı olursa Türkçe dünyanın en zengin dili olabilir.
Yok eğer her başımız sıkıştığında bir kelime uyduruverirsek bu sefer Türkçe dünyanın en uydurma dili olacaktır.

Uydurmalık meselesine gelince; her dilin uydurma olduğu su götürmez bir gerçektir. Ancak bu uydurmalar bütünleri ne kadar büyük bir aheng içinde olurlarsa bu topluluklar o derecede "dil" olarak anılırlar. Türkçe bu açıdan dünyanın sayılı dilleri arasındadır(ahengi yakalamak açısından). Günümüzde uydurulacak olan sözcükler bu ahengi yakalayamayabilir, dilin öz kimliğine aykırı olabilir, herşeyden öte bütün bunları sağlasalar bile tarihten yoksun olacaklardır. Köklü tarihi olan bir dil konuşmak yerine dün uydurulmuş bir dili konuşmak bir milletin dünyadaki prestijini sarsacaktır.

Esenlikler